Kısaca. Hayır, kendiliğinden artmak zorunda değil.
- Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre işveren, ücret asgari ücretin altına düşmedikçe zam yapmak zorunda değildir. Asgari ücret artışı oranında zam yapmak zorunda hiç değildir.
- Zam yükümlülüğü ancak iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinden ya da işyeri uygulamasından doğar.
- Asgari ücretle çalışanın ücreti ise yeni asgari ücretle birlikte yükselir; çünkü hiçbir ücret asgari ücretin altında kalamaz.
- Davada ücret, “asgari ücret ne kadar arttıysa maaş da o kadar artmalıydı” varsayımıyla hesaplanmaz. Yargıtay aynı ilkeyi işe iadeden sonra işe başlatılmayan işçinin ücreti için de uyguladı.
Her ocakta aynı soru gelir: asgari ücret yüzde şu kadar arttı, benim maaşım neden aynı kaldı? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22 Ekim 2025'te verdiği kararla (E. 2025/507, K. 2025/672) bu sorunun hukuki cevabını net biçimde verdi.
Olay
İşçi uzun yıllar bir sanayi şirketinde çalışmış, iş bir alt işverene verilince aynı koşullarla onun yanına geçmiş. Alt işveren bir yıl eski koşulları uygulamış, sonra ücrete zam yapmayı bırakmış, sosyal yardımlar da zamanla azalmış. İşçi emekli olup ayrılınca fark ücret ve fark kıdem tazminatı istedi.
Yerel mahkemenin aldığı bilirkişi raporu, işçinin ücretini asgari ücrete oranlayarak hesapladı: işçi bir yıl asgari ücretin kaç katını alıyorsa, sonraki yıllarda da yeni asgari ücretin o kadar katını alması gerekirdi; aradaki fark işçinin alacağıdır. Mahkeme bu hesapla davayı kabul etti; dosya iki kez Yargıtaydan bozularak döndü, mahkeme ikisinde de direndi.
Hukuk Genel Kurulu ne dedi?
Genel Kurul bu hesabı kabul etmedi. Gerekçesi kısa:
“… işverenin, ücretin miktarı asgari ücretin altına düşmemek kaydıyla bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılmamışsa veya bu yönde bir işyeri uygulaması yoksa işçinin ücretine zam yapma zorunluluğu veya asgari ücrete yapılan zam oranı kadar zam yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.”
Bu yüzden ücret asgari ücrete oranlanarak değil, dosyadaki bordrolardan her yıl için ayrı ayrı belirlenecek. İkramiye ve sosyal yardımlar için de aynısı geçerli: işçinin imzaladığı belgede bunların her yıl artırılacağına dair bir hüküm yoktu, o yüzden onlar da asgari ücrete oranlanamaz.
Dosyanın bir önceki aşamasında Genel Kurul bir şey daha söylemişti (24.01.2024, E. 2023/9-310, K. 2024/2): sosyal yardımları tek kalemde toplayan ve ikramiyeyi on iki aya bölen bir “bordro sadeleştirme” belgesi, işçinin imzası olsa bile, İş Kanunu m. 22 anlamında çalışma koşullarındaki esaslı bir değişikliğe onay sayılmaz.
İşe başlatılmayan işçinin ücreti de aynı mantıkla bulunuyor
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 10 Şubat 2026'da aynı ilkeyi başka bir durumda uyguladı (E. 2025/10010, K. 2026/1058). İşe iade davasını kazanan işçi işe başlatılmazsa, tazminatlar işe başlatmama tarihindeki ücretten hesaplanır. Yerel mahkeme bu ücreti, ilk fesihteki ücreti asgari ücrete oranlayarak bulmuştu. Daire bunu da hatalı buldu: o tarihteki ücreti işçi ispat eder. Ölçü, aynı işyerinde çalışan emsal bir işçinin ücreti ya da işyerinde yapılmış genel bir zamdır. İkisi de ispatlanamazsa ilk fesihteki ücret esas alınır. Bu bir bozma kararıdır; yerel mahkemenin bozmaya uyup uymadığını bilmiyoruz.
İki kararın ortak noktası şu: asgari ücret bir tabandır, ücretler için bir endeks değildir. Mahkeme, işverenin zam yaptığını ya da yapmak zorunda olduğunu varsayamaz; bunu belgeyle ortaya koymak gerekir.
Bu ne anlama geliyor?
Çalışan için. Asgari ücretin üzerinde ücret alıyorsanız, yıllık zam ancak yazılı bir dayanağa bağlıysa hakkınızdır. İşe girerken ya da terfi görüşmesinde ücret artışını sözleşmeye bağlatmak (örneğin “her yıl en az şu oranda”) sonradan tartışmayı önler. İşyerinde her yıl herkese düzenli ve genel bir zam yapılıyorsa işyeri uygulaması iddiası gündeme gelebilir; ama bunu ispat etmek çalışana düşer.
İşveren için. Zam yapmamak hukuken serbest, ancak üç sınır var: ücret asgari ücretin altına düşemez; iş sözleşmesinde, toplu iş sözleşmesinde ya da işyeri uygulamasında zam varsa ona uymak gerekir; ücreti düşürmek, sosyal yardımları kesmek ise zam yapmamakla aynı şey değildir ve İş Kanunu m. 22'deki yazılı onay sürecine tabidir.
Davada. Bilirkişinin ücreti asgari ücrete oranlayarak bulduğu bir raporda bordro ve emsal ücret kayıtları varsa, bu karar itirazın dayanağıdır. Not: Genel Kurulun kararı, bordroların dosyada olduğu bir olayda verildi. Hiç kayıt yokken geçmiş yılların ücretinin nasıl bulunacağı ayrı bir sorudur; bu karar onu çözmüyor.
Değerlendirmem
Karara katılıyorum. Asgari ücret kanunun koyduğu bir alt sınır; onun üzerindeki ücret tarafların anlaşmasıyla belirlenir. Aksi, her işverene sözleşmede olmayan bir endeksleme borcu yüklemek olurdu. Ama yüksek enflasyon döneminde bunun pratik sonucu açık: yazılı bir artış maddesi olmayan çalışanın gerçek ücreti her yıl eriyebilir ve bunun hukuki bir çaresi yok. Çözüm davada değil, sözleşmeyi yazarken.
Bu konudaki kararlar
Kararların tam metni 1 Ekim 2026'da resmî kaynaktan okunmuştur. Özetler kararın yerine geçmez; tam metne bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · 22.10.2025 · E. 2025/507, K. 2025/672
Direnme kararı bozuldu · oy birliği · kesin
Alt işverene geçen işçinin ücretine yıllarca zam yapılmamış; yerel mahkeme fark ücret ve fark kıdem tazminatını, ücreti asgari ücrete oranlayarak hesaplamıştı. Genel Kurul, sözleşmede, toplu iş sözleşmesinde ya da işyeri uygulamasında bir dayanak yoksa işverenin zam yapma, hele asgari ücret artışı oranında zam yapma zorunluluğu olmadığını söyledi. Ücret, ikramiye ve sosyal yardımlar bordrolardan her yıl için ayrı ayrı belirlenecek.
“… davacının ücreti ile ikramiye ve sosyal hakların miktarının asgari ücrete oranlama yapılarak tespit edilmesi ve buna göre fark ücret ve kıdem tazminatı alacaklarının hesaplanması hatalıdır.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · 10.02.2026 · E. 2025/10010, K. 2026/1058
Bozma · oy birliği
İşe iade kararından sonra işe başlatılmayan işçinin tazminatları, işe başlatmama tarihindeki ücretten hesaplanır. Bu ücreti işçi ispat eder: ölçü, aynı işyerinde çalışan emsal işçinin ücreti ya da işyerinde yapılmış genel bir zamdır. İspatlanamazsa ilk fesihteki ücret esas alınır; asgari ücrete oranlama yapılmaz.
“Ücret miktarının ispat yükü davacıda olduğundan, işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretin ispat yükü de davacıya aittir.”
Bozma kararıdır; yerel mahkemenin bozmaya uyup uymadığı bilinmiyor.
Bu yazı 1 Ekim 2026 itibarıyla durumu anlatıyor.