Çalışan ayrılıyor, çıkış evrakının arasında bir de ibraname imzalatılıyor. Dava açıldığında o kâğıdın hiçbir hükmü olmayabilir.
Türk Borçlar Kanunu m. 420 işçi alacaklarında ibranameyi dört şarta bağlamış. Biri bile eksikse ibraname hükümsüz, yani ibra olarak hiçbir sonuç doğurmuyor.
- Yazılı olmalı.
- Sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş olmalı. Çıkış günü, diğer evrakların arasında imzalatılan ibraname bu şartı baştan kaybediyor. Uygulamada karşılaştığım hatalardan biri bu.
- Alacağın türü ve miktarı açıkça yazılmalı. “Tüm yasal haklarımı aldım” gibi genel bir cümle yetmez; kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin, ne ödendiyse kalem kalem ve rakamıyla yazılmalı.
- Ödeme noksansız ve banka aracılığıyla yapılmalı. Elden yapılan ödemeye dayanan ibraname baştan sakattır.
Gerçek alacağın altında ödeme içeren ibraname, ibra olarak değil, yalnızca içindeki miktar kadar makbuz olarak geçerlidir. Bu hâlde dahi ödemenin bankadan yapılmış olması şarttır. Yani 500 bin liralık alacağa 100 bin ödeyip ibraname aldıysanız elinizde ibra yoktur, 100 binlik bir ödeme makbuzu vardır. Kalan 400 binin tartışması devam ediyor.
Sorun şu: ibraname birçok şirkette çıkış dosyasına konan sıradan bir form gibi görülüyor. Oysa tarihi erkense geçersiz, içeriği genelse geçersiz, ödeme elden yapıldıysa geçersiz.
Çıkış evrakını hazırlarken bu dört şartı tek tek kontrol etmeden ibranameye güvenmenizi tavsiye etmem.
Bu konudaki kararlar
Kararların tam metni 1 Ekim 2026'da resmî kaynaktan okunmuştur. Özetler kararın yerine geçmez; tam metne bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · 09.06.2020 · E. 2018/642, K. 2020/372
Direnme kararı bozuldu · oy birliği · kesin
Fesihten üç ay sonra imzalanan, kalemleri ve tutarları yazılı bir ibraname ile aynı tarihli makbuz; ödeme bankadan yapılmamış. Yerel mahkeme belgelerdeki tutarları alacaktan düşmüştü. Genel Kurul, banka şartı karşılanmadığı için ibranamenin de eki makbuzun da kesin olarak hükümsüz olduğuna, belgelerde yazılı tutarların alacaktan düşülemeyeceğine karar verdi.
“… banka aracılığı ile ödeme yapılması şartına aykırı davranıldığından, ibraname ve eki mahiyetindeki makbuz kesin olarak hükümsüzdür.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · 30.06.2020 · E. 2016/19389, K. 2020/6772
Bozma · oy birliği
İbraname fesih günü düzenlenmiş, işveren kıdem ve ihbar tazminatını nakit ödediğini savunmuş, yerel mahkeme davayı reddetmişti. Daire, ödemenin bankadan yapıldığı ispatlanamadığından geçersiz ibranameye değer verilemeyeceğini söyledi. Bir aylık bekleme süresinin amacını da açıklıyor: işe iade davası açma süresi içinde işçiyi işveren baskısından korumak.
“Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir.”
Bozma kararıdır; yerel mahkemenin bozmaya uyup uymadığı bilinmiyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · 21.09.2021 · E. 2018/992, K. 2021/1036
Direnme kararı bozuldu · oy çokluğu · kesin
Sınırı çizen karar. İşçinin imzaladığı “kıdem tazminatı bordrosu”nda tutarın “tam ve eksiksiz” alındığı yazıyor, ödeme elden yapılmış. Genel Kurul çoğunluğuna göre belgede işvereni borçtan kurtaran bir ibra beyanı yok; bu belge ibraname değil makbuzdur, TBK m. 420'deki banka şartı ona uygulanmaz ve yazılı tutar alacaktan düşülür. Karşı oy, belgenin ibra beyanı içerdiğini ve bankadan yapılmayan ödemenin makbuz olarak da geçmeyeceğini savundu.
“… belgenin TBK'nın 420. maddesi kapsamında ibraname veya ibra beyanını içeren belge niteliğinde olmayıp makbuz olduğu anlaşıldığından, belgede yazılı kıdem tazminatı miktarının banka aracılığı ile ödenme zorunluluğu bulunmamaktadır.”
Bu yazı ilk olarak 22 Eylül 2026'da LinkedIn'de yayımlandı.